obje-11

Obje-11

obje-04

Obje-04

ucgen

Üçgen

resim-1

Resim 1

Sanat Müzesini Arayan Türk



Bir birey olarak bu soruyu sormak istiyorum. Bu ülkenin resim-heykel veya modern sanatlar müzesi nerede? Hiçbir şey üretemiyor muyuz, yoksa üretilen eserler koruma altına alınmak mı istenmiyor?

Gelişmiş toplumlar, bir meziyet olarak kültürel zenginlikleriyle her zaman övünmüşlerdir. Sahip oldukları eserleri ve başyapıtları yeni kuşaklara aktarmak için müzeler, kütüphaneler ve galeriler yapmış, bu alanları çağdaş anlamda sürekli yenileyip, koleksiyonlarını geliştirmiş, yüzyıllık birikimlerini ziyaretçilerine sunmuştur. Fransa'da Louvre Museum, İngiltere'de British Galleries, Türkiye'de Ankara-İzmir-İstanbul Resim Heykel Müzeleri, Amerika'da Newyork Metropolitan Museum, İspanya'da Prado Museum, İtalya'da Uffizi Gallery bunların başında gelir. Her ülke, kendi kültürel zenginliğini korumak ve sergilemek için müzelere ihtiyarcı duyar.

Avrupa'da aristokrat ve zengin ailelerin koleksiyonlarından toplanarak elde edilen ve günümüze kadar ulaşan Müzecilik anlayışına, Türk kültüründe ilk olarak 1845-46 Osmanlı döneminde rastlanır. Tam anlamıyla bir müze olarak düşünülmese de, İstanbul'daki Aya İrini kilisesi Osmanlı ganimetlerini sergilemek için Ahmet Fethi Paşa tarafından iki bölüme ayrılmıştı. Ancak zamanla buraya sığdırılamayan eserler, daha geniş alanlara ihtiyaç duyar ve 1873'de Fatih Sultan Mehmet tarafından yapılan Çinili Köşk 1876'da Müze-i Humayun adıyla halka açılır. Böylece Türk kültürüne müzecilik anlayışı yerleşmeye başlar. 1881 yılında ise Osmanlı tarihinde büyük önem taşıyan Osman Hamdi Bey müzecilik kurumunun başına getirilir.

Bu gelişmenin ardından günümüze değin yüzyılı aşkın bir süre geçmiştir ancak uzun uzadıya Osmanlı Müzecilik Tarihini anlatacak değiliz. Bilinmesinde yarar gördüğüm nokta şudur ki, kültür, sanat ve kültürel değerlere duyulan saygı bu tarihlerden de anlaşılabilir. Yüz yirmi yıl önce başlayan bu kültürel değerlerimizi koruma hevesini maalesef günümüzde göremiyoruz.

Yeni kuşaklarımız bugün itibariyle, resim, heykel, seramik v.b Plastik Sanatlardan uzak yetişiyor. Bunun en büyük nedeni de elimizin altında bulunan sanat eserleri ve bu eserleri üreten sanatçılarımızı halkımıza yeterince tanıtamamamızdan kaynaklanıyor. Büyük sanatçılarımız belli akademik çevreler dışında maalesef halkımızdan kopuk. Her gün televizyon kanalları başında gereksiz şahısları benliğimizin bir köşesine yerleştireceğimize, bizin için çok daha değerli olan Feridun Işıman, Emin Çizenel, İnci Kansu, Hasan İlkman, Ali Atakan, Özden Selenge ve adı aklıma gelmeyen diğer önemli sanatçılarımızı bilmemiz daha doğru olmaz mıydı?

Ülkemizin en önemli eksiklerinden biri, çağdaş anlamda bir sanat müzemizin olmayışıdır. Hali hazırda meclis koleksiyonumuzda bulunan Abidin Dino, Yaşar Çallı, Şinasi Tekman gibi ustaların da eserleri derlenip modern bir sanat müzesine taşınması gerektiğini düşüncesindeyim. Avrupa sanat tarihine adını yazmış Picasso, Salvador Dali, Van Gogh ve Monet gibi isimlerin bu denli önem kazanmasının başlıca nedeni, müzelerin bu sanatçılara ait eserleri halkın beğenisine sunmasıdır.

Unutmayalım ki, bizlerin de kendi kültürümüzden yetişmiş çok önemli sanatçıları var. Bu sanatçıları gerek halkımıza gerekse tüm dünyaya tanıtmanın en iyi yolu, çağdaş anlamda bir müze ve eserlerin tek çatı altında toplanmasından geçer.

Diğer Makaleler